8 Nisan 2012 Pazar

Sen Uyudun Hocam

Geçtiğimiz günlerde Erdem Ulus'un www.kartalbakisi.com da yazdığı yazıyı okudum ve kendisiyle Tayfur Havutçu hakkındaki görüşlerimizin ne kadar örtüştüğünü farkettim. Bu nedenle kendisinin "Sen Uyudun Hocam" başlıklı yazısını sizlerle paylaşmak istiyorum. Sene başında bu yanlış kadroyla yola çıkan, doğru transferleri yapmayan, futbol komitesi başındayken yönetim ve Carvalhal arasında köprü görevi göremeyen kısacası etkisiz eleman olan Tayfur Havutçu'nun Beşiktaş'ın ağırlığını kaldıramayacağı kanaatindeyim ben de. İşte size o yazı:

Tayfur Havutçu.
Beşiktaş’ın çocuğu.
Teknik direktör üstü, Genel direktör.
Carvalhal’i hiç rahatsız etmedi.
Hiçbir işe karışmadı.
Soyunma odasına inmedi.
İdmanlara gitmedi.
Kadroya müdahale etmedi.
“Sen geldin takımın dengeleri bozuldu” diyenlere bu cevabı verdi.
Benimle hiç bir ilgisi yok dedi.
Beşiktaş kapkara kararmışken, karınca kararınca kendini akladı.
***
Ve Bir Hikaye…
Hikaye aynen şöyle.
Adamın biri var, Gece bekçisi.
Birde o bekçinin beklediği iş yerinin sahibi. Patronu yani.
Patron Yurtdışına çıkmaya hazırlanırken, gün henüz ağarmadan iş yerine geldi.
Kapıda onu işçisi karşıladı, yani Gece bekçisi.
Heyecanla yolunu keserek şöyle dedi…
Patronum, siz bugün yurt dışına mı gideceksiniz?
Patron şaşırıp “Evet te sen nereden biliyorsun bunu” diye cevap verdi.
Gece rüyamda gördüm efendim, sakın binmeyin o uçağa. O uçak düşecek ve siz öleceksiniz!
Patron şaşırdı ve hiçbir şey söylemeden yanından ayrıldı ve uçak saatine kadar odasına kapandı.
Gece bekçisinden etkilenmişti besbelli.
Uçak saati geldi geçti…
Kısa bir süre sonra haber geldi. Uçak düşmüş ve herkes ölmüştü.
Hemen Gece bekçisini arayarak yanına gelmesini istedi.
Benim hayatımı kurtardın diyerek ona ömrü boyunca yan yana göremeyeceği bir para verdi.
Ve dedi ki; Şimdi git artık burada çalışmıyorsun, seni kovuyorum.
Gece bekçisi şaşırdı beklediği bu değildi ve söze girdi.
Patronum nasıl olur, ben sizin hayatınızı kurtardım ve artık terfi etmeyi beklerken beni kovuyorsunuz.
Patronu cevap verdi.
Sana para verdim, sen rüya görerek benim hayatımı kurtardın.
Seni kovdum, çünkü sana burayı emanet etmiştim.
Gece bekçileri uyumaz.
Gerçek işini yapmadın.
SON…
Şimdi tekrar başa dönelim.
Tayfur Havutçu.
Beşiktaş’ın çocuğu.
Teknik direktör üstü, Genel direktör.
Carvalhal’i hiç rahatsız etmedi.
Hiçbir işe karışmadı.
Soyunma odasına inmedi.
İdmanlara gitmedi.
Kadroya müdahale etmedi.
“Sen geldin takımın dengeleri bozuldu” diyenlere bu cevabı verdi.
Benimle hiç bir ilgisi yok dedi.
Sonuç?
Sen uyudun Hocam.

6 Nisan 2012 Cuma

34 Haftalık Çile Bitiyor


Kulüpte ödenmeyen borçlar, futbolcuların formsuzluğu, teknik direktör istikrarsızlığı, başkanın kaçıp gitmesi derken 34 haftalık normal lig periyodu bugün Karabükspor maçı ile sona eriyor. Onca harcanan paralar ve yıldızlara rağmen 33.hafta itibariyle 54 puanla dördüncü sırada bulunan takımımız bize geçen yıldan farklı bir tablo yaşatmadı. Bunda kulüpteki disiplinsizlik, sezon başı kadro planlaması ve gerekli yerlere gerekli takviyeler yapılmaması en büyük sebepler olarak gözüküyor.

Bütün sezon boyunca devşirme kanat ve bek oyuncuları ile mücadele etmek zorunda kalan takımımızın sezon başında kadrosunu kuran Tayfur Havutçu'nun da bu başarısızlıkta katkısı büyük. Sezon başı planlamasında 6 stoper ve 9 ön libero ile yola çıkılırken, Quaresma ve Simao dışında orjinal kanat oyuncusu olmayan takımımız, bir çok maçta bu futbolcuların sakat olması nedeniyle kanatlarda forvet oyuncuları ve ön liberoları kullanmak zorunda bırakıldı. Aynı durum bir çok stoperimizin de bek pozisyonunda oynatılmak zorunda bırakılmasıyla devam etti. Zaten kulüp en büyük düşüşü de Quaresma ve Hilbert'in uzun süreli sakatlıkları sırasında yaşadı. Alt yapıdan gelen Necip Uysal ve Atınç Nukan'a sezon boyunca gerekli şanslar verilmezken, 30 bin dolara kiralanan Sidnei ve yetenek fukarası ve mücadele fetişistlerinin kahramanı Veli Kavlak bir çok maçta şans buldu. Futbol mücadele ve teknik becerilerin birleştiği bir oyundur ve Veli Kavlak Beşiktaş'ın oyuncusu değildir. Tüm maçlarda orta sahanın ahengini bozan, şut konusunda oldukça yetersiz olan ve son paslarda büyük yanlışlar yapan bu adamı Beşiktaş 11'inin değişilmez ismi yapmak, Carlos Carvalhal'i iyi bir insan ve sempatik bir yapıya sahip olduğu için kulübün başında tutmak ile aynı şeydir.

Portekizli futbolcuların önemli maçlarda cezalı veya sakat olduklarından dolayı oynayamamaları, Simao'nun inanılmaz formsuzluğu oyun taktiği konusunda büyük sıkıntılar yaşayan Beşiktaş'ın kötü oynadığı maçlarda kalite farkını ortaya koyarak puan kurtarabilmesini de engelledi. Beşiktaş'ın formasını sahaya koysanız yine en kötü dördüncü olur ve bu puanı toplardı. Şimdi önümüzdeki sezonlar için tasarruf politikasına giren ve acı reçetelerden bahseden kulübüzden kimse yakınmasın. Çünkü en kötü acı reçete, kısıtlı kurulan kadrolar ve alt yapıdan gelen futbolcular ile birlikte bile doğru bir yapılanma ile Beşiktaş bu puandan daha fazlasını alacaktır. Kimse karalar bağlamasın, kötü şeyler düşünmesin. Bundan daha kötüsü de olamaz zaten. Bundan sonraki yazımda, kulübün mali politikası sonucunda gönderilmesi gereken futbolcuları ve izlenmesi gereken transfer politikasını açıklayacağım. Karabük maçında takımımıza başarılar.

Beşiktaş Duruşu


Doğdum günden beri Beşiktaşlı bir ailenin çocuğu olarak Beşiktaş duruşunun gereklerini yerine getirmem gerektiğini öğrenerek yetiştim. Son yıllarda asimile olan geleneklerimize yeniden sahip çıkılabilmesi adına sosyal bir mecrada söz hakkımı kullanabilmek için bu blog'u yayın hayatına geçirmeye karar verdim.

Benim Beşiktaş duruşundan anladığım başarı uğruna rakibinin hakkını yemek yerine şerefli ikinciliklere tahammül gösterebilmek, ettiğin lafı yememek, saygınlık ve güvenilirliktir. Ancak son yıllarda yeni kurtulduğumuz ismi lazım değil eski başkanımız sayesinde kulübümüzdeki bu değerler altüst olmakla kalmadı, aynı zamanda camiada büyük bölünmeler yaşandı ve taraftar profilimiz bile zarara uğradı.

Yeni başkanın açtığı bu yeni yolda Beşiktaş'ın güzel günler görmesini dileyerek tüm bu asimilasyonun tam tersine dönmesini arzu ediyorum. Popülist kültür ve anı kurtarma yaklaşımlarından dolayı kulübümüz milyonlarca dolar zarara uğradı ve inanılmaz imaj kaybına uğradı. Şimdi zaman bizi çocukluğumuzun Beşiktaşına, altyapı kültürüne ve kurumsal bir kimliğe götürme zamanıdır. Yakında yeni yazılarla buluşacağız. Saygılar...